"Rabbim! Beni ve soyumdan gelecek olanları namazı devamlı kılanlardan eyle; rabbimiz, duamı kabul et. Rabbimiz! Hesap kurulacağı gün beni, anamı, babamı ve müminleri bağışla" ( İbrahim süresi 40-41 ) Amin amin amin ya Mucib.
ELLERİMİZİ KESELİM Mi ?
İradesiz bir eylem yoktur. Her eylemimiz bir tercihtir ve sonuç doğurur. O halde sonuçtan sorunluyuz. Ki, eylemlerimize yer, gök, zaman şahit. Şahittir el, ayak, göz, dil...
Ellerimizi kessek, kurtulur muyuz bu şahitlikten ? Ya ayaklarımızı...
Dilimize ne demeli ? Gözümüzü vermeye hazır mıyız ?
Evet, her eylemimiz kayd edilmekte. O çetin günde, kaydedilenler bizlere okunacak. Uzuvlarımız her eylemimizin; doğru yanlış, iyi kötü, sevap ve günahlarımızın şahitleri. Yok edemeyeceğimiz, bize bahşedilen, hayatı kolaylaştıran uzuvlarımız. Bu uzuvlarımız için, hâlihazırda dünyaları verseler, vazgeçmeyiz. O halde kesmek, biçmek çare değil. Diyelim ki, kestik biçtik sakat kalmayı kabul ettik ! Ya diğer şahitleri ne yapacağız ? Gök şahit, zaman şahit, arz şahit.. Saymakla bitmeyen şahitler ve biz !!!
Kesmeden, biçmeden, kırmadan da çare var : Nasuh tövbe. Kalpden gelen pişmanlık, iradi bir kararlılık.
"Onlar çirkin bir şey yaptıkları veya kendilerine kötülük ettikleri zaman Allah’ı hatırlarlar da hemen günahlarının bağışlanmasını dilerler. Zaten günahları Allah’tan başka kim bağışlayabilir ki? Onlar, yaptıklarında bile bile ısrar etmezler." (Ali İmran 135)
Berat gecemiz; nasuh bir tevbeyle Rabb'imize kul olma bilincimizi tazeliyerek, Kur'an'ı okuma, anlama ve yaşama kararlılığımızın müjdecisi olsun. Yanlız ve yanlız Rabb'imizin rızası, vazgeçilmez tercihimiz olsun. Öyle bir hayat yaşamaya çalışalım ki, "Rahmet Peygamberinin" boyasıyla boyanalım. Bu ise, seherlere dost, namazı dosdoğru kılmak ve hakka çağıranlarla/çağırmakla mümkün.
"Rabbim! Beni ve soyumdan gelecek olanları namazı devamlı kılanlardan eyle; rabbimiz, duamı kabul et.
Rabbimiz! Hesap kurulacağı gün beni, anamı, babamı ve müminleri bağışla" ( İbrahim süresi 40-41 )
Amin amin amin ya Mucib.

